Site içinde arama
_
-
Ana sayfa
Foto arşiv
Tüm Anafilya Dizini
 Yıl 2010
 Yıl 2009
 Yıl 2008
 Yıl 2007
 Yıl 2006
 Yıl 2005
 Yıl 2004
 Yıl 2003
 Yıl 2002
 Yıl 2001
 
3  283  2949290

 



©Copyright 2001-2014

 Yıl 2002 Temmuz Dergisi - Sayı:13 sayfa:15    
 

Bedia Muvahhit - (1897 -1993)


Hilmi Z. ŞAHİN


Sahneden Karanlığa Bir Işık Yakan Unutulmaz Adlardandı...

Hilmi Zafer ŞAHİN (*)


Cumhuriyetin ilanına birkaç ay var. Sıcak bir İzmir yazı. Yıl 1923... Yakılıp yıkılan bir kent yeniden onarılıyor, yaralar sarılıyor. Korku ve acı dolu yıllarda örselenmiş yüreklere umut aşılamak için tiyatro iyi gelir diye düşünülmüş: Darülbedayi sanatçıları İzmir’de. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Başkomutan Mustafa Kemal de...

Uşakizade Muharrem Bey’in evinde kalan Mustafa Kemal’i ziyarete giden Darülbedayi sanatçıları, onun “Türk kadını sahneye çıkmalı. Bu sahnemiz için elzemdir” sözleri üzerine, toplulukla turneyi düzenleyen oyuncu Ahmet Refet Muvahhit’in eşi Bedia Hanım’ı sahneye çıkarırlar. Oyunun adı “Ceza Kanunu”. Tarih, 11 Ağustos 1923... İbnürrefik Ahmet Nuri’nin Georges Courteline’den çevirerek uyarladığı bu oyun, sürekli sahnede kalan ilk Türk kadınını tanıttı bizlere. Vasfi Rıza Zobu, bu olayı anılarında şöyle değerlendiriyordu: “Davayı kazanmış Müslüman Türk kadını, imtihanını muvaffakiyetle vermiş ve böylece Türk sahnesine ‘irade-i Milliye’ ile yerleşip sahip olmuştu.”

Sahneye ilk adım atılan bu tarihten, 1975 yılında emekli oluncaya kadar, sahneden hiç inmeyen Bedia Muvahhit, yalnız oyuncu olarak değil, oyun yazarlığı, çevirmenliğiyle de tiyatromuza hizmet verdi. Sinemayı da unutmamalı. 1923’te “Ateşten Gömlek” filmiyle beyaz perdede farklı bir izleyici kitlesinin önüne çıkan sanatçı, “İstanbul Sokakları”nda, “Karım Beni Aldatırsa”, “Söz Bir Allah Bir”, “Beklenen Şarkı”, “Paydos”, “Bir Gecelik Gelin”, “Bozuk Düzen”, “Şoförün Kızı”, “Sokak Kızı”, “Ateşli

Çingene”, “Son Mektup”, “Lekeli Melek”, “Sevinç Gözyaşları”, “Manyaklar Köşkü”, “İstanbul Kaldırımları”, “Barut Fıçısı”, “Çapkınlar”, “Gülmeyen Yüzler”, “Hep O Şarkı”, “Yaşlı Gözler”, “Üvey Ana”, “Zehirli Hayat”, “Bizim Kız” gibi filmlerde beğeni kazanan roller oynadı.

Bedia Muvahhit, 1897 yılında İstanbul’da doğdu. Babası, İstinaf Mahkemesi Müddeiumumisi Şekip Bey, annesi Refika Hanım’dı. Çocuk yaşta, Rumca ve Fransızca öğrenen sanatçı, Büyükada’daki Saint Antoine’da başlayan öğrenimini, Terakki Mektebi ve Notre Dame de Sion’da tamamladı. Türkiye’de yeni kurulan Telefon Şirketi’ne alınan ilk Türk kadınları arasında yer alan Muvahhit, Erenköy Kız Lisesi’nde Fransızca öğretmenliği de yaptı. O günlerde, Darülbedayi sahnesinde izlediği bir oyun sonrası imzalı resmini istediği Ahmet Refet Muvahhit’le 1921 yılında evlendi. Eşinin ölümünden sonra, ikinci evliliğini 1933 yılında Şehir Tiyatroları’nda besteci ve piyanist olarak çalışan Avusturyalı Friedrich Von Statzer ile yaptı. Evliliği 18 yıl sürdü... Sanatçı 1950 ve 1973 yıllarında iki kez jübile yaptı; 1980 yılında Dünya Tiyatro Günü Ulusal Bildirisi’ni hazırladı. 1981 yılında Atatürk Sanat Armağanı’na layık görüldü, 1987 yılında ise Devlet Sanatçısı oldu. 1988 yılında İstanbul Sinema Günleri Jürisi sanatçıya Altın Lâle Ödülü verirken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi 23 Şubat 1993’te “Türk Aydınlanmasına Katkıda Bulunanlar” etkinliği çerçevesinde Muvahhit’in 70. Sanat yılını kutladı.

1980 yılında hazırladığı, Dünya Tiyatro Günü Ulusal Bildirisi’nde söyledikleri, aslında sanatçının dünyaya ve tiyatroya bakışını tanımamıza katkıda bulunuyor: “Biz üç parçadan oluşan bir sanatın insanlarıyız... Bu parçaların bir kısmı yazarlar, bir kısmı oynayanlar ve diğerleri seyredenlerdir... Bunlardan biri eksik olsa tiyatro denilen sanat da olmaz... Bu ta bilinmeyen zamanlarda böyle teşekkül etmiş, sonunu bilemediğimiz zamanlara kadar da böyle gidecektir... Sanatımız, barış ve sevginin birleşmesiyle doğdu ve biz, onun işçileri, üstünde yaşadığımız kürenin her tarafında barış ve sevgiyle, ama birbirimizden ayrılmadan yayıldık... Ben Londra’da yaratılmış bir Desdemona’yı İstanbul’da canlandırır ve seyircilerime sevdirirken, aynı sevgi, aynı dostlukla Tokyo’daki sanatçı da, aynı yazarın sözlerini benim ruhumun duygusuyla dile getiriyordu... Biz tiyatrocular seyircisiyle birbirimizin ismini, cismini bilmiyoruz, ama adeta aynı ruhla yaşıyoruz.”


               Ateşten Gömlek -1923 - Halide Edip ADIVAR´ın romanından

O tiyatroda varlık ve kimlik bulmuş, bir örnek sanatçıdır. 1923’ten 1975’e, onlarca oyunda rol alan Bedia Muvahhit’in, Şehir Tiyatroları’nda sahneye çıktığı oyunlardan bazıları: “Hisse-i Şayia”, “Taş Parçası”, “Aktör Kin”, “Yorgaki Dandini”, “Hamlet”, “Devlet Kuşu”, “On İkinci Gece”, “Matmazel Julie”, “Aynaroz Kadısı”, “Hortlaklar”, “Mürai”, “Tersine Akan Nehir”, “Bir Kavuk Devrildi”, “Venedik Taciri”, “Fermanlı Deli Hazretleri”, “Mum Söndü”, “Bir Ölü Evi”, “Otello”, “Kafes Arkasında”, “Kafatası”, “Lüküs Hayat”, “Yarasa”, “Müfettiş”, “Saz-Caz”, “Mırnav”, “Ayaktakımı Arasında”, “Tebeşir Dairesi”, “Ahududu”, “Küçük Şehir”, “Oyun İçinde Oyun”, “Deli Saraylı”, “Kibarlık Budalası”, “Sana Rey Veriyorum”, “Deli Dolu”, “Cürüm ve Ceza”, “Çifte Keramet”, “Dama Çıkmış Bir Güzel”, “Gecikenler”...


                               Vasfi Rıza Zobu ile Hisse-i Şayia´ da

Bu yıl da, Şehir Tiyatroları’nda başarıyla sahnelenen Shakespeare’in ünlü yapıtı Otello, onun ve tiyatromuz tarihinde özel bir yere sahiptir. İlk kez 1923 yılında Otello’da Desdemona’yı başarıyla oynadı. Bu başarısını, 1931 yılında Yunan Eğitim Bakanlığı davetlisi olarak gittiği Atina’da yineledi. Yunan gazetelerinin sanat sayfalarında kendinden bolca söz ettiren Bedia Muvahhit, oyunculuğu kadar Yunanistan’daki başarısıyla da izleyicileri hayran bıraktı. Bunların arasında Yunanistan Başbakanı Venizelos da vardı.

Tiyatromuzun başarılı bir kadın oyuncusu olduğu kadar, birikimi ve dünyaya bakışıyla da örnek bir kişiliği olan Bedia Muvahhit, bir ev kazası sonrası kaldırıldığı İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 20 Ocak 1994 günü yaşama gözlerini yumdu. Dört gün sonra da, Beyoğlu’ndaki Küçük Sahne Binası içindeki sahneye adı verildi. Bir de, Türk Kadınlar Birliği onun adını yaşatmak için, sahnelerimizde, “İlk önemli rolünü” oynayan genç kadın oyunculara her yıl ödül vermekte.


Bedia Muvahhit, ülkemizin aydınlanma çabasına geçmişten bugüne en çok katkı veren öncü kadınlarımızdan biriydi. Çünkü o, sahneye adım attığı tarihin değerini bilen, Cumhuriyet bilincinin ve birikiminin sahneden karanlığa bir ışık yakan unutulmaz adlarındandı. Cumhuriyetin yücelttiği tiyatro sanatının, Cumhuriyet düşüncesini yücelten, hep çağdaş kalmış sanatçısıydı...



(*) Hilmi Zafer Şahin - İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları Dramaturg ve Genel Sanat Yönetmen Yardımcısı (2002).

--------------------------------------------------------------------------------

Hilmi Zafer ŞAHİN : 1958 yılında Antalya Elmalı´da doğdu. 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü´nü bitirdi ve aynı üniversitede yüksek lisans öğrenimini tamamladı. MSÜ Güzel Sanatlar Fakültesi´nde ve MSM´de tiyatronun kuramsal alanında ders vermektedir. 1988 yılında girdiği Şehir Tiyatroları´nda dramaturg olarak Aslolan Hayattır, Mikado´nun Çöpleri; Kafkas Tebeşir Dairesi, Ayrılık, Schweyk II. Dünya Savaşında ve bir çok oyunda görev aldı.

(MSÜ Mimar Sinan Üniversitesi, MSM Müjdat Gezen Sanat Merkezi)

Engin ULUDAĞ : Şehir Tiyatroları Yönetmeni, Fotograf Sanatçısı, Sanat Tarihçisi ve Hukukçu.

Anafilya, bu Web sayfasının hazırlanmasında emeği ve katkıları geçen Sayın Engin Uludağ´a, Hilmi Zafer Şahin´e ve Tülay Çellek´e teşekkür eder.


Hilmi Z. ŞAHİN


sayfa:15

ANAFİLYA ÖBEĞİ

İLETİŞİM İÇİN

 
_