Site içinde arama
_
-
Ana sayfa
Foto arşiv
Tüm Anafilya Dizini
 Yıl 2010
 Yıl 2009
 Yıl 2008
 Yıl 2007
 Yıl 2006
 Yıl 2005
 Yıl 2004
 Yıl 2003
 Yıl 2002
 Yıl 2001
 
3  247  2911739

 



©Copyright 2001-2014

 Yıl 2005 Nisan Dergisi - Sayı:46 sayfa:2    
 

AHMET HAŞİM’İN ŞİİRİ


Sedat UMRAN


KARANFİL


Yârin dudağından getirilmiş
Bir katre alevdir bu karanfil,
Ruhum acısından bunu bildi!

Düştükçe vurulmuş gibi yer yer,
Kızgın kokusundan kelebekler,
Gönlüm ona pervâne kesildi!

                          Yeni Mecmua, C. IV, Sayı 68/2, 15.01.1923

NELKE

Von der Geliebten Lippe hergebracht
Ist diese Nelke ein tropfen Funken
Ich hab´ es mir leidgetroffen bewusst gemacht

Waehrend die Nachtfalter tot umfielen mehr und mehr
Aus glühendem Wohlgeruch wie betrunken
Meine Seele wurde ihr ganz und gar zum Nachtfalter!..



Ahmet Haşim
üzerine yazılmış bir sürü eleştiri varken, onlardan farklı şeyler söylemenin güçlüğü ortadır; ama yine de bunu denemek istiyoruz.

Ahmet Haşim şiirimizin en büyük değerlerinden biridir; onun çığır açıcı bir şair olduğu ve Ahmet Hamdi TANPINAR’ın ifadesiyle ‘şiirimizde bir Ahmet Haşim devri yarattığı’ belirtilebilir. Bugün hiçbir antoloji onsuz yapamaz, o bizim en büyük klasiklerimizden biridir.

Ahmet Haşim aşk, ölüm ve doğa şairi olarak ve özellikle akşam şairi olarak ünlenmiştir. Şiirleri kendine göre yorumladığı sembolist şairlerden izler taşır ve bizde 1890-1900 yılları arasında Avrupa’da ortaya çıkan sembolizm (simgecilik) akımının bir mümessilidir.

Şiirlerini bize bu derece ilginç kılan özelliği onların müzikalitesi, resmi, ışığı ve hareketi ve hissi ön plana almasıdır. Sentimental bir şair değildir. Şiirlerinde düşünce unsuru ağır basar. Nihat Sami BANARLI’nın Edebiyat Tarihi’nde belirttiğine göre, yirmi kadar şaheser şiir kazandırmıştır. İki küçük şiir kitabı var: Göl Saatleri, 1920’de Dergah yayınları arasında çıktı. Bu kitabında bulunan şiirleri onun doğaya apayrı bir bakışla baktığını ve onu güçlü bir ifadeyle dile getirdiğini göstermektedir. Şiirlerindeki kapalılık, Fransız simgecisi Stefan Mallarmé’nin şiirlerindeki kadar yorumu çok olan bir karakter taşımaz, ama şiirlerinin her bir dizesinin ardında bir düş dünyası bulunur. Ahmet Haşim şiirinde zaman ve mekân yoktur. O ikinci şiir kitabı olan Piyale eserinde (yayımı 1926) kapalılığı savunur ve onun kitabına yazdığı önsözü bugün de geçerliliğini koruyan bir değer taşımaktadır. Şiirin bir telkin işi olduğunu, onun belagatin bütün köhne malzemesinden arıtılması gerektiğini ileri sürer. O zamanın saf şiir kuramına uygun eserler ortaya koymuştur.

Ahmet Haşim hakkında en kapsamlı kitabı yazan Beşir AYVAZOĞLU’dur; Beşir AYVAZOĞLU Haşim hakkındaki bütün belgeleri toplamış, bizi her bakımdan, gerçekten tatmin edici bir Ahmet Haşim yazmıştır. Elbette bu çalışması yazınımızda bir eksikliği doldurmuştur ama, Haşim üzerine en değerli yazılar, Ahmet Haşim gibi Fransızcaya vakıf olan büyük eleştirmenimiz Nurullah ATAÇ tarafından kaleme alınmıştır. Göl saatleri ilk çıktığında onun için ilk yazı onun kalemindendir. O Haşim’in şiirimize getirdiği yeniliği bu yazısında vurgulamıştır.

Ahmet Haşim, Halit Ziya UŞAKLIGİL’e göre de çok okuyan, inceleyen, araştıran bir şairimizdir. Onun yeniyi bulma özelliği, taze zevki, onun kültürünün de ilerisindedir. Bütün tanınmış yazarlarımız Ahmet Haşim’in şiirini konu edinmişlerdir. Onun üzerine sayısız makale yazılmıştır. Yazınımızda en çok üstünde durulan şairlerimizden birisidir. Ahmet Haşim’in şiirlerindeki ışık cümbüşü, müzikalite, derin anlam, şiiri canlandıran ruh gücü, hiç kimseninkine benzemeyen şair kişiliği, bu eşsiz şairin sevilmesinin sebepleridir. Bir de samimiliği, kendi mizacının ona dikte ettirdiği anlamı tam ifadelendirmesi onda büyük bir şair kimliği yaratmıştır.

Ahmet Haşim’in etki etmediği hiçbir önemli şairimiz yoktur; her büyüklük etki eder. Abdülhak Hamid’in bütün değerine rağmen okunmaz oluşu, şiirlerinin genç şairlerin şiirlerine işlememesi, ağdalı dili yanında her dizeyi seçmeyen, değerli dizeleri arasına serpiştirdiği yavan dizelerin çokluğu yüzündendir. Abdülhak Hamid, Makber eseriyle yaşamaktadır, o daha çok edebiyat tarihimizde fosilleşmiş değerler arasında kalmıştır, çünkü gerçek bir şair olduğu halde, şiirimizi divan edebiyatından kurtarma girişimini gerçekleştirirken yeniyi kuramamıştır. Hem yıkmak, hem de yapmak çok büyük dehalara özgüdür. Hele zaman içinde uzun yüzyıllar yeni kalmak hemen hemen olanaksızdır, çünkü her şair zamanının çocuğudur, onu aşamaz, belki onun olsa olsa tepe noktası olabilir.

Ahmet Haşim’in bir izlenimci olarak değeri büyüktür; şiirlerinde eski büyük şairlerinki gibi (Homeros, Dante v.s), bir bilgelik aramak mümkün değildir; o imge zenginliği ve güçlü duyarlığı ile şair kişiliğini sadece kendi kuşağına değil, ona meftun olan genç kuşaklara da kabul ettirmiştir. Göl Saatleri kitabında (37 şiir), dörtlük şeklinde doğa betimlemeleri, Göl Kuşları arasında Mehtapta Leylekler, Karanlıkta Beyaz Kuşlar, Kuğular, Kuğuların Avdeti, Yarasalar, Batan Ayın Kenarına Satırlar, Aksiseda, Tulu-u Kamer, Rüzgâr; akşam şiirlerinden Akşam Saati, hele O Belde gibileri başyapıtlarıdır. Piyale 17 şiiri içerir. Onda Piyale, Karanfil, Parıltı, Şafakta, Tahattür, Süvari, (Bahçe) Başım, Merdiven gibileri de diğer başyapıtlarıdır ve ölümsüz eserleridir.

Sedat UMRAN


sayfa:2

İLETİŞİM İÇİN

 
_