Site içinde arama
_
-
Ana sayfa
Foto arşiv
Tüm Anafilya Dizini
 Yıl 2010
 Yıl 2009
 Yıl 2008
 Yıl 2007
 Yıl 2006
 Yıl 2005
 Yıl 2004
 Yıl 2003
 Yıl 2002
 Yıl 2001
 
3  78  3439361

 



©Copyright 2001-2018

 Yıl 2006 Mart Dergisi - Sayı:57 sayfa:43    
 

EL-İT-LİĞİNİZ HAYIRLI OLSUN


Yavuz NUFEL


Sokaklarda, okullarda iki kişi bile aralarında anadillerini konuşmaları uyumun önündeki engelmiş! İnsan hakları, özgürlük söz konusu olunca mangalda kül bırakmazken; diğer taraftan bu insanların en doğal hakkı olan anadillerini konuşmasını yasaklamanın yolları arınıyor Avrupa’da. Yabancıların Avrupa’da kalıcı oldukları gerçeği kabul edilmeye 90’lı yıllarda başlandı. Bu tarihten sonra Avrupa ülkelerinin entegrasyon (sosyal grupların birleştirilmesi) adı altında sinsi bir asimilasyon (özümle[n]me) çabası içine girişi her duyarlı insanın malumudur. Bir Afrikalı, bir Güney Amerikalı, ya da Uzak Doğunun fakir ülke insanları için bu çabalar etkisini gösterebilir. Söz konusu Türkler olduğunda bu çabaların boşa olduğu görülmektedir, görülecektir. Bir dil bir insan sözünü kendine ilke edinmiş bizler, elbette yaşadığımız ülkenin dilini en iyi şekilde öğrenmek ve konuşup yazmak zorunda olduğumuzun bilincindeyiz. Modern köle olarak 40-45 yıl önce buralara getirilen ve hâlâ dil sorunu olan birinci nesil bu uyumsuzluğa örnek gösterilemez. Çünkü onlardan bir makine dişlisi gibi iş yapması beklendi, onlar da kendilerinden bekleneni fazlası ile yaptılar. Kelaynak kuşları gibi sayıları günden güne azalan o güzel insanları uyumun önünde engel olarak görmek büyük haksızlık olur. Avrupa ülkelerindeki yasa koyucuları, yasaklayıcıları anlamak olası değilken içimizdeki elitlerimize ne demeli! Elit: Latince kökenli bir sözcük olup, seçkin anlamına gelmektedir. Kimdir elit, kime elit denir? Bir meslek sahibi olmak, bir okul bitirmek midir, işveren olmak mıdır, makam mevki sahibi olmak mıdır? Kendisini mensubu olduğu toplumun eliti olduğuna inandırmış o kadar çok zavallı insan var ki... Asıl onların tutum ve davranışları yaralıyor insanı... Bu zavallılardan bir elitimiz, ya bu yaşlılar cami önlerinde pinekleyeceklerine dil öğrensinler, diyor konuşmasında. Kemik sıyırmak için çağrıldığı bir organizasyon/ davet/ açılışta (Yemekli-içkili) bir avuç elitimiz tam tekmil oradaymış! Elitlerimiz Hollandalı, Almanyalı, Belçikalı sanat ve sanat aşkıyla yananlarla kısa bir sürede kaynaşmasını bilmişler! Günler sonra ballandıra ballandıra elitliklerini tescilledikleri gecenin sohpetini yapıyorlardı. İçlerinden birisi; “Sizi göremedik, tüm elitlerimiz oradaydı!” dedi. Maksat üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek. Daha açık söylemek gerekirse; “bana laf sokmak” amacı elitimizin. Asıl söylemek istediği ise: “Ben ordaydım, ben bu toplumun elitiyim, senden üstünüm!” mealinde. Çünkü ben ve benim gibi düşünen birçok arkadaşımın davet edilmediğini çok iyi bildiğini biliyorum. “İnanıyorum ki elitliğinizi en güzel şekilde gösterme imkanı bulmuşsunuzdur.” dedim. “Elbette” dedi gururla. Bana bir gol atmış olmasının sevinci yansıdı yüzüne. Yasaklanmaya çalışılan güzel Türkçemizin bir emekçisine, hepsinden önemlisi Oğuz Aral gibi bir ustanın çırağına ha, dedim içimden. “Davetli olduğunuz organizasyon/ açılış/ davet, her neyse, güzel yaban köpeği yarışması mıydı?” dedim. Şaşkınlıkla: “Yooo!” dedi, elitimiz... El: yaban, diyar, ülke. İt ise: bildiğiniz gibi köpek. Ah, güzel Türkçem; senden zengin, senden güzel, senden kıvrak başka bir dil var mı dünyada? Hangi dili senin gibi kullanabilir, beş gol birden atabilirim? Kraldan çok kralcılara ve anadilini diğer dillerden önemsiz, öz kültürünü diğer kültürlerden aşağıda görenlere, islamiyet için dünyanın gündemine bakıp çağdışı bulanlara son sözüm: El-it’liğiniz hayırlı olsun... Rotterdam, 2006

Yavuz NUFEL


sayfa:43

İLETİŞİM İÇİM

 
_