Site içinde arama
_
-
Ana sayfa
Foto arşiv
Tüm Anafilya Dizini
 Yıl 2010
 Yıl 2009
 Yıl 2008
 Yıl 2007
 Yıl 2006
 Yıl 2005
 Yıl 2004
 Yıl 2003
 Yıl 2002
 Yıl 2001
 
3  302  2944389

 



©Copyright 2001-2014

 Yıl 2007 Mayıs Dergisi - Sayı:71 sayfa:37    
 

KÖTÜ OKUMA VE NEDENLERİ


Mehmet KURUDAYIOĞLU



Özet

Okuma; yazılı simgeleri anlamlandırma, kavrama ve yorumlama eylemidir. Kuşkusuz, metinden anlam çıkarma ve düşünceleri anlayıp yorumlama bu eylemi yapan kişinin zihin, hayal ve fiziki özelliklerine göre oluşmaktadır. Okumanın gerçek amacı, anlamı doğru ve çabuk kavramaktır. Okuduğunu anlama aynı zamanda anadilin etkin ve ustalıkla kullanılmasına bağlıdır. Okumada karşılaşılan güçlükler; metnin kurallarına uygun ve doğru okunmasını, metnin uygun hızda okunmasını, anlam çıkararak yorumlanmasını, okumadan zevk alma gibi alanları olumsuz etkilemektedir.

Kötü okumanın birçok sebebi vardır. Bu sebepler kişinin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik çevre, kültür düzeyi, ana dili becerileri, zihinsel, fiziksel ve psikolojik gelişmişlik durumu, okuma eylemini gerçekleştirdiği ortam gibi birçok kavramla ilgilidir. Okumanın fiziksel ve zihinsel unsurları ile ilgili yetersizlikler ve eğitimsizlik kötü okumanın temelini oluşturmaktadır. Bu yazıda kötü okumaya sebep olan durumlar üzerinde durulmuştur.

Anahtar Kelimeler: okuma, kötü okuma, Türkçe öğretimi



BAD READING AND ITS REASONS

Abstract*


Reading is an action of not only giving meaning to the written symbols but also comprehending and commenting. The action of giving meaning to the texts, understanding the ideas and commenting on them certainly is related to the intelligence, imagination and physical characteristics of an individual. The main purpose of reading is to understand the meaning correctly and quickly. Reading comprehension involves the efficient and skillful usage of the mother tongue. The difficulties in reading comprehension have a negative effect on the areas such as reading the text correctly by using convenient rules, reading the text in appropriate speed, interpreting by understanding the meaning and enjoying reading.

Bad reading may arise from several sources. These reasons are concerned many concepts such as the socio-economic environment; cultural level; mother tongue abilities; the mental, physical and psychological development condition of an individual and the environment that the reading is materialized. The short comings regarding the physical and mental components of reading and lack of education form the basis of the bad reading. In this article the conditions that lead to bad reading are considered.

Keywords: reading, bad reading, Turkish teaching



Giriş

Okumanın değişik yönleri dikkate alınarak birçok kimse tarafından değişik tanımlamalar yapılmıştır. Bu tanımlamaların farklılık göstermesinin sebebi okuma eyleminin gözle görülmeyen zihinsel bir süreç olmasıdır. Bütün bu tanımları bünyesinde barındıran en doğru ve kısa olarak okuma; yazılı simgeleri anlamlandırma, kavrama ve yorumlama eylemidir (Avcıoğlu 2000:10). Kuşkusuz, metinden anlam çıkarma ve düşünceleri anlayıp yorumlama bu eylemi yapan kişinin zihin, hayal ve fiziki özelliklerine göre oluşmaktadır.

Okumanın gerçek amacı, anlamı doğru ve çabuk kavramaktır. Okuduğunu anlama aynı zamanda anadilin etkin ve ustalıkla kullanılmasına bağlıdır. Okuma yazma becerisi üstüne bir okuma alışkanlığının kurulabilmesinin en önemli koşulu, temeli sağlam bir anadili öğretimidir. Harris ve Spay (Aktaran: Akçamete 1989:736) okumada karşılaşılan güçlüklerin diğer bir ifade ile kötü okumanın;
a. Temel becerilerin kazandırılmasında,
b. Metnin kurallarına uygun ve doğru okunmasında,
c. Metnin uygun hızda okunmasında,
d. Anlam çıkararak yorumlanmasında
e. Okumadan zevk duyma gibi alanlarda yoğunlaştığını belirtmektedir.

Bu alanlarda karşılaştığımız kötü okumanın birçok sebebi vardır. Bu sebepler kişinin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik çevre, kültür düzeyi, ana dili becerileri, zihinsel, fiziksel ve psikolojik gelişmişlik durumu, okuma eylemini gerçekleştirdiği ortam gibi birçok kavramla ilgilidir. Okumanın fiziksel ve zihinsel unsurları ile ilgili yetersizlikler ve eğitimsizlik kötü okumanın temelini oluşturmaktadır. Aşağıda kötü okumaya sebep olan durumlardan bazıları ele alınmıştır.


1. Amaçsızlık

İnsan olarak davranışlarımızın çoğu bir amaca yöneliktir. Her insanın hayatında amaçları vardır. İşte bu amaçlar da insanların o konudaki motivasyonunu sağlar. Okuma da böyledir. Okumamızda bir amacımız olursa okuma süreci sağlıklı olur. İşe başlamamızı, sürdürmemizi ve sonuna getirmemizi sağlayan amaçtır. Okurken sahip olmamız gereken ilk amaç, metnin konusunu, anafikrini ve bu anafikir etrafında geliştirilen yardımcı fikirleri kavramaktır. Eğer bunu amaç edinmezsek, sadece kelimeleri okuyan pasif ve verimsiz bir okuyucu oluruz. Blaha ve Bennett (1993) okumada amaç/amaçlara sahip olmanın değişik avantajları olduğunu söylemektedir. Bu avantajlar;

“Amaç okumayı kolaylaştırır, dikkatimizi okuduğumuz şeye yöneltmemizi sağlar, konsantrasyonumuzu yükseltir. Okuma işi daha zevkli hale gelir. Dikkatimizi önemli olan şeylere verip önemsiz şeyleri atlayabilmemizi sağlar. Okurken nasıl bir tutum takınacağımıza karar verebilmemizi sağlar yani esnek okumayı nasıl yapacağımızı belirler.”

Fender (1998) okuyucunun amacını belirleyebilmesi için kendisine sorabileceği soruları şu şekilde sıralamaktadır;
“Bunu niçin okuyorum?”
    bir test için.
    hoşuma gittiği için.
    anafikirlerini kavramak için.
    daha sonra tartışmak için.
    genel bir fikir edinmek için.
“Nihai amacım nedir?”
    ustalaşmak.
    kavramı anlamak.
     olay örgüsünü/karakterleri anlamak.
“Benden neyi hatırlamam bekleniyor?”
     ayrıntılar.
    yazarın ruh hali, düşüncesi, niyeti.
    olayların sürekliliği.
    neden/sonuç.
    ilişkiler.

Bu sorular ve verilecek cevaplardan yola çıkarak okuyucu amacını ve bu amaca uygun okuma stratejisini belirleyebilir. Bu da verimli ve sağlıklı okumayı sağlamaktadır.


2. Okuma Hızının Uygun Olmaması

İyi bir okuyucu karşılaştığı güçlüklerin değişikliğine göre ve okumanın amacına göre okumasının hızını düzenleyendir. Bir başka deyişle esnek okuma yapabilendir. Bu konuda yapılan çalışmalar, bireyin düşünceleri özümleyebilme hızından daha hızlı okuma çabalarının gereksiz olduğunu bireysel ayrılıkların okuma hızı ile anlamayı etkilediğini, okuma hızında esnekliğin ön planda olması gerektiğini ortaya koymaktadır (Akçamete 1989:738). Okuma hızının uygun olarak ayarlanması yani esnek okuma, okuma amacına ve okunan metne göre ayarlamadır. Esnek bir şekilde okuyabilmek için, okuyacağımız metinden ne elde etmek istediğimizi ve nasıl elde edeceğimizi bilmemiz gerekir.

Okuma tekniğimizi ve hızımızı saptamada nasıl okuyacağımızı etkileyen faktörler vardır. Bunların birincisi okumadaki amacın tespitidir. Metni nasıl okuyacağımızı etkileyen diğer bir faktör de zamandır. Bir metni ne kadar dikkatli okumamız gerekirse gereksin, eğer buna yetecek zamanımız yoksa bir kısmına veya baştan sonra göz atmak zorunda kalırız. Fiziksel durumumuz da nasıl okuyacağımızı etkileyen önemli bir faktördür. Örneğin hasta olduğumuzda bir metne bütün dikkatimizi vermeye takat bulamayıp genel düşünceyi anlamak için göz atarız. Okuma hızımızın nasıl olacağını etkileyen diğer bir etken de okuyucunun ilgi alanlarıdır. Okuma hızı ve tekniğinin nasıl olacağını etkileyen önemli bir etken de metnin kendisidir. Okuma sürecinde metnin oynadığı rolü anlamazsak, esnek bir şekilde okuyamayız. Amacımızı çok iyi saptamış ve yöntemimizi buna göre seçmiş olabiliriz ama okuyacağımız metin bu yönteme ve okuma hızına uygun değilse hepsi boşunadır (Blaha ve Bennett 1993:167-168).


3. İyi Görememe

Okumanın yapılmış bulunan bütün tanımlarında göz kavramı geçmektedir. Okumanın temelinde görme, algılama ve kavrama bulunmaktadır. Buradan da anlaşılacağı gibi okumanın ilk basamağı görmedir.

Okuma sürecinde diğer duyuların yanı sıra göz önemli bir rol oynamaktadır. Hızlı okuma, okuduğunu algılama, anlama, okuma düzeyi bir bakıma gözün hareketlerine bağlıdır. Daha çabuk ve daha iyi okumak için beyin ile gözün uyum içersinde çalışması gerekmektedir (Akçamete 1989:737). Okuma sürecinin tamamlanmasında bu derece öneme sahip gözlerin öncelikle sağlıklı olması gerekir.

Okuma sırasında gözü korumak için bir takım tedbirler alınabilir; bunlar okumak için gün ışığını tercih etmek, gözü yoran ışıktan uzak durmak, okunacak metne gözü alıştırmak için okumadan önce okunacak metin üzerinde göz gezdirmek, hızlı okumak için tempoyu birden bire artırmak yerine bu hızı belli bir süreye (bir haftalık, bir aylık vb) yaymak gibi önlemlerdir (Aktaş ve Gündüz 2001:25).


4. Yanlış Göz Hareketleri

Göz hareketleri ile okuma arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Göz okuma sırasında satır üzerinde ilerlerken sıçrama ve duraklama hareketleri yapar. Daha sonra tekrar saptama yapmak için tekrar sıçrar ve durur. Okuma esnasında bu hareketler sürüp gider. Satır sonuna geldiğinde göz öbür satırın başına düz ve kesintisiz olarak döner. Göz durma sırasında aktif görme alanına giren kelime ya da söz gruplarının görüntüsü beyne gönderir. İyi bir okuyucunun satır üzerindeki sıçrama ve duraklama hareketleri ile tespit ettiği görme alanları birbirlerinin içine girmez. Bu da okuma hızını artırır. Bir satır üzerinde ne kadar az sıçrama gerçekleşirse okuma hızı o denli hızlı olur, göz de o kadar az yorulur. Yanlış göz hareketlerinden birisi de geri dönme hareketleridir. Geri dönüş hareketleri ister istemez olabilmektedir. Önemli olan bunun sayısını en aza indirebilmektir. Göz göremediği daha doğrusu beyin tarafından algılanmayan kısımlara tekrar dönüp tekrar okur. Gerileyici bu göz hareketi hem okuma ritmini bozar hem de anlamayı zorlaştırır. Böyle anlaşılmayan durumlarda okumaya devam etmek daha uygundur. Sonra gelen bölümler anlaşılmayan kısmın bir açıklaması olabilir.

Kısacası satırlarda duruşları çok olmayan, geniş bir tanıma alanı (aktif görme alanı) olan, az sayıda geriye dönüş hareketi yapan kişiler daha iyi okuma işlemi yapmaktadırlar denilebilir (Akçamete 1989:737).


5. Okurken Kelimeleri Telaffuz Etmek

Sessiz okurken kelimeleri seslendirerek, dudakları kıpırdatarak ya da içinden seslendirerek okumak hem okuma hızını düşürür hem de anlamayı olumsuz yönde etkiler. Okurken zihinsel seslendirme sessiz okuma becerisini geliştirememiş kişilerde gözükür. (Bazı durumlarda bu tür okumanın gerekli olabilir, sessiz okuma yapılırken içten sesli okuma veya dudakların kıpırdatılması okumada verimsizliğe yol açmaktadır.) Bu alışkanlıktan kurtulmak için Fender (1998) şu tavsiyelerde bulunmaktadır;
1. Kelimeleri sesli biçimde tekrarlamak ya da içinizden sesli okumamak yerine daha hızlı okumaya çalışın.
2. Tek tek kelimeler yerine blok blok ya da sözcük gruplarını okuyun.
3. Fısıltı ile okuyorsanız, dudaklarınızın arasında kurşunkalem koyun.


6. Kelime Kelime Okumak

Bilindiği gibi göz sıçrayarak okumaktadır. Gözün satır üzerindeki sıçramalardan sonraki duraksamalarda aktif görme alanı içindeki bölümün fotoğrafını çekip beynin okuma ile ilgili merkezlerine gönderdiğini, beynin de gözün göndermiş olduğu bu fotoğrafları birleştirip algıladığını, kavradığını ve okumanın böylece gerçekleştiğini daha önceki bölümlerde açıklamıştık. İşte göz her sıçrama/duraklama sırasında belli bir enerji harcamaktadır. Bir satır üzerinde göz ne kadar sıçrama/duraklama hareketi yaparsa okuma da o kadar ağır olmakta ve göz o kadar çok yorulmaktadır. Kelime kelime okumadan daha kötü okuma ise heceleyerek okumadır. Göz daha fazla anlamlı söz grubunun fotoğrafını alıp beyne gönderebildiği halde hece hece veya kelime kelime duraklayıp okuması okumayı olumsuz yönde etkilemektedir. Kelime kelime veya heceleyerek okuyan birisinin beyninde daha çok işlem olmaktadır.

Beyin anlama işlemini yaparken kelimeyi harf yahut hece olarak değil, anlamı önceden belirlenmiş bir şekil olarak algılamaktadır. Hece hece veya kelime kelime okunduğunda ise heceler ve kelimeler teker teker anlamlandırılacağından, beynin anlama işlemi yavaşlamakta; sonuçta bilinçsizce yapılan geri dönüşlerden dolayı hem gereksiz zaman kaybı olmakta hem de yazıdan alınması gereken zevk azalmaktadır (Aktaş ve Gündüz 2001:24-25). Beynin algılama hızı gözün okuma hızından çok daha fazladır. Önemli olan gözün okuma hızı ile beynin algılama hızı arasındaki bu koordinasyonsuzluğu giderebilmektir.


7. Konsantre Olamama

İnsan zihni okuma esnasında zaman zaman konu ile ilgili olmayan bir takım sorunlara takılarak metinden uzaklaşmaktadır. Dikkatin konu üzerinde yoğunlaştırılması bir takım çalışmalarla geliştirilen bir alışkanlıktır (Aktaş ve Gündüz 2001:25-27). Yoğunlaşma güçlüğü psikolojik, ekonomik, zihinsel ve sağlık problemi nedeniyle görülebilir. Daha çok duygusal problem yaşayan kişilerde görülür. Aşırı heyecan yaşayan birisi, olmayan bir kelimeyi varmış gibi okuyabilir ya da kelimeye doğru başlayıp onu yanlış bitirebilir. Benzeri durumlar, sıkılgan yapıdaki kişilerde de görülebilir.

Kimi okuyucular, okuma isteği duymalarına rağmen, bilinçli okuyucu olamadıklarından yahut kendilerini metne tam veremediklerinden ellerine aldıkları kitabın birkaç sayfasını okuduktan sonra okumayı bırakmaktadırlar, kimileri ise okumaya istekli olmalarına rağmen konuyla ilgisi olmayan hayallere ya da iç konuşmalara dalmakta, bir süre sonra da okumaktan uzaklaşmaktadırlar.


8. Güvensizlik

Okumadaki güvensizlik, insanın okunacak metinden okuduğu zaman amaçlarına göre yeterince faydalanamayacağı endişesinden kaynaklanmaktadır. Bu güvensizliği ortadan kaldırmak için Fender (1998) şu tavsiyelerde bulunuyor;
1. Kendinizi yavaş ya da kötü okuyucu olarak düşünmekten vazgeçin.
2. İlerlemeyi deneyebileceğiniz pek çok yeni yol olduğunu bilin ve kendinizi buna inandırın.
3. Kendinize karşı sabırlı olun.
4. Okumayı doğal bir alışkanlık haline getirin.
5. Kendinizi pratik yaptıkça okumanın daha kolay ve eğlenceli olacağına inandırın.
6. Okumaya başlamadan önce konu hakkındaki eski bilgilerinizle beyin fırtınası yapın.
7. Metni okuyarak önemli bilgiler edineceğinizi bilin.

Bu tavsiyelerden de anlaşıldığı gibi güvensizlik, kişinin psikolojik olarak kendisini okuma eylemine hazırlaması ile ortadan kaldırılabilmektedir. Her işte olduğu gibi okumada da insanın kendisine olan güvensizliği okumada olumsuz rol oynamaktadır.


9. Oturma Biçimi

Okuma için uygun oturuş biçimi, okuma mesafesi ve görüş açısının sağlıklı olarak ayarlanması için dik oturuştur. Okurken dik vaziyette durmaya dikkat edilmelidir. Yatarak, uzanarak veya masada çok eğik bir vaziyette okumak okuma eyleminden istenilen verimin alınmasını engellemektedir. Bu gibi durumlarda okuma göz ve metin arasındaki uygun mesafe ve açı bozulmaktadır. Uzanarak okumanın bir diğer sakıncasını da Güneş (1997) bunun uykuya bir davetiye olarak vurgulamaktadır.


10. Kâğıdın Kalitesi

Okumanın göze zarar vermemesi ve yazının kolay okunabilmesi için kâğıdın kaliteli olması gerekmektedir. Okuma metinlerinde kullanılan kâğıt, mürekkebi dağıtmamalı, ön sayfadaki resim ve yazıları arka sayfaya geçirmemelidir.

Yapılan araştırmalar, kâğıt ile yazı arasında renk karşıtlığı ne ölçüde belirliyse yazının o denli iyi seçildiğini göstermiştir. En karşıt renkler siyah ve beyaz olduğuna göre, gözün en iyi seçtiği yazı da, beyaz üzerine siyah mürekkeple basılmış yazı olmalıdır (Göğüş 1978:157). Kâğıt beyaz ve fazla parlak olmamalıdır (Brooks 1936) Etkili okuma için sonuç olarak kâğıt kalitesi ile ilgili söyleyeceğimiz husus, kâğıdın kaliteli ve ışığı yansıtmayan nitelikte olmasıdır. Parlak kâğıtlar ışığı yansıttığı için gözü yorar. Donuk ak kâğıt yazıyı seçme kolaylığı verir.


11. Punto Büyüklükleri

Etkili okumaya etki eden bir diğer faktör de punto büyüklükleridir. Okuyucunun yaşına göre punto büyüklüğüne dikkat edilmesi gerekmektedir. Göz, duyu organları içinde gelişmesi en uzun süren bir organdır. Göz gelişmesini 12 yaşına kadar sürdürür. Bu nedenle, göz yetişkinlere özgü olan 10 puntoluk yazıları, ancak 12 yaşından sonra rahatlıkla okumaktadır (Binbaşıoğlu 1993:18-19) Yazıların puntolarının okumadaki yaş düzeylerine göre okumadaki etkileri bir çok bilimsel araştırma ile ortaya konulmuştur. Milli Eğitim Bakanlığı da 16 Haziran 1993’te 21609 sayılı Resmi Gazete’de Eğitim Araçları Yönetmeliği’nin 10. maddesinde basılı kitap ve dergilerde kullanılacak harf ve punto büyüklüklerini şöyle saptamıştır; 1.sınıf, 24, 2.sınıf 18, 3.sınıf 14, 4.sınıf 12, 5.sınıf 11 ve daha üst öğretim basamaklarında 10 punto.


12. Satır Uzunlukları

Okumanın etkili ve sağlıklı yapılmasında etkili olan diğer bir etken de satırların uzunluğudur. Uzun satırlar, gözün sıçrama hareketleri ve duraklama noktalarının karışmasına neden olur. Bu da okumayı ve dolayısıyla da anlamayı zorlaştırır. Bu durum satır üzerinde gözün daha fazla sıçramasını gerektirir ve gözü yorar. Araştırmalara göre en uygun satır uzunluğu, 6,5-9 cm arasında olduğu ortaya konmuştur (Binbaşıoğlu 1993:19). Satır uzunlukları da yaş düzeylerine göre okumayı olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Çocuklar için en uzun satır uzunluğu 9.cm (Brooks 1936:19) iken yetişkinler için bu uzunluk 12 cm’ye kadar çıkabilmektedir.

Göz sütun halinde oluşturulmuş metinleri daha hızlı algılamakta ve okuyabilmektedir. Satırların uzun olması göze daha çok enerji harcatmakta bu sebeple de okumayı olumsuz yönde etkilemektedir.


13. Okuma Mekânı

Okumadan gerekli verimin alınabilmesi için sessiz bir ortamda okumanın yapılması gerekmektedir. Özellikle de çok çabuk dikkati dağılan, bir gözü oyunda (Güneş 1997:58) olan çocukların okuması için olabildiğince sessiz ve gürültüsüz ortam sağlanmalıdır. Ayrıca dikkatin toplanabilmesi ve okunan metin üzerinde yoğunlaşılabilmesi için sessiz ortam gereklidir.

İnsanın okumadaki amacı metni anlamaktır. Anlamak için de onun üzerinde yoğunlaşmak gerekmektedir. İşte uygun olmayan, gürültülü ortamlarda, yatak ve koltuk gibi insanı rehavete götürecek ortamlarda okumak insanın anlamasını olumsuz yönde etkilemektedir. Havasız, basık, karanlık, çok sıcak/soğuk vb. ortamlar okuma kalitesini düşürür, anlamayı güçleştirir.


14. Okuma Zamanı

Okuma zamanının kötü seçilmesi okumayı kötü yönde etkilemektedir. İnsanın yorgun, uykusuz vaziyette yaptığı okuma faaliyetleri okumadaki verimi düşürür. Okumadan ancak, insanın dinlenmiş, rahatlamış, zinde olduğu zamanda yapıldığı zaman istenilen verim elde edilebilir.

Okuma onun için ayrılan özel zaman dilimlerinde yapıldığı zaman olursa daha etkili ve sağlıklı olabilir. Gündelik uğraşlar arasına sıkıştırılmış zaman dilimlerinde yapılan okumadan istenilen verim alınamayabilir. Okuma da yapılması gereken bir iş gibi düşünülüp okumaya gereken önem verilerek okuma zamanları ona göre ayarlanmalıdır.


15. Işık

İyi bir aydınlatma okumayı kolaylaştırmakta ve okuyanların gözlerini korumaktadır. Okuma işlemi bilindiği gibi gözlere büyük bir enerji harcatmaktadır, bir de uygun olmayan bir ortamda okunduğunda gözler çok daha çabuk yorulmaktadır. Gözler için en uygun ışık, doğal ışık olan gündüz ışığıdır. Eğer okuma işlemi gece yapılıyorsa aydınlatmaya dikkat edilmesi gerekmektedir. Kötü aydınlatma okumanın da kötü olmasına etki etmektedir. Güneş’e göre (1997) en uygun aydınlatma, çalışma masasında bulunan sadece çalışmak için kullanılan aydınlatmadır. Işık kaynağının sol omuz üzerinden gelmesi ve ışık demetinin okunan materyalin üzerine yönelmesinde yarar bulunmaktadır. Işık metrekareye 25 Watt olarak hesaplanarak kullanılmalıdır.


16. Kelime Hazinesi

Anlamayı dolayısı ile de okumayı güçleştiren sebeplerden birisi de kelime hazinesi bakımından okuyucunun zayıf olmasıdır. Okumanın asıl amacı anlamı kavramaktır. Anlamı kavramak için de kelime tanıma ve ayırt etme becerisini kazanmış olmak gerekir bir başka deyişle kelime hazinesinin geniş olması gerekir. Okuyucu okuduğu metinde çok fazla anlamını bilmediği kelimeyle karşılaşırsa ana fikre ulaşamaz.

Bir okuyucunun, bu gün kullandığı kelime hazinesinde bulunmayan kelimelerin olduğu metinleri okurken güçlük çekmesi kaçınılmazdır. Çünkü kişinin kelime hazinesinin fakirliği anlamayı ve okuma hızını olumsuz yönde etkilemektedir. Bizim için aşina olmadığımız, hiç rastlamadığımız kelimeleri içeren metinlerde iyi bir okuma hızına ulaşma imkânımız yoktur. Bu nedenle iyi kavramak ve okuma amacımıza göre hızlı okumak için geniş bir kelime hazinesine sahip olmamız gerekmektedir (Richaude vd. 1990:113–114). Kelime hazinesinin zayıflığı anlamayı olumsuz yönde etkilediği için okumadan zevk almamızı da engellemekte ve motivasyonumuzu bozmaktadır. Okumadan istenilen seviyede fayda sağlanması için kişinin kelime hazinesinin geliştirilip zenginleştirilmesine önem verilmelidir.


Sonuç

Okumada maksat metnin doğru anlaşılması ve kavranmasıdır. Metnin doğru algılanıp, anlaşılmasını etkileyen birçok faktör vardır. Okumanın fiziksel ve zihinsel unsurları ile ilgili yetersizlikler ve eğitimsizlik kötü okumanın temelini oluşturmaktadır. Eğitim sürecinde öğretmenler bu faktörlerin bilincinde olmalı ve okuma eğitimini buna göre yapılandırmalıdır. Önceleri okumayı öğrenen insanlar sonraları öğrenmek için okurlar ve bu etkinlik hayatları boyu devam eder. Öğrenmenin sınırlarını genişletmek için öncelikli olarak sağlıklı okumanın önündeki bariyerler kaldırılmalıdır. Bireylere kötü okumaya neden olan faktörler ve bunları ortadan kaldırma yolları öğretilmelidir.



KAYNAKÇA

Akçamete, G. (1989) Üniversite Öğrencilerinin Okumalarının Değerlendirilmesi, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 22(2), 735-754.

Aktaş, Ş. ve Gündüz, O. (2001) Yazılı ve Sözlü Anlatım, Ankara: Akçağ Yayınları

Avcıoğlu, H. (2000) İlköğretim İkinci Kademe Öğrencilerinin Okuma Becerilerinin Değerlendirilmesi, Eğitim ve Bilim, 25(115), 10-17.

Binbaşıoğlu, C. (1993) Okumanın Mekanizması ve Okuma Aracının Bazı Nitelikleri, Çağdaş Eğitim, 18(193), 15-20.

Blaha, B. A. ve Bennett, J.M. (1993) Yeni Okuma Teknikleri, (Çev. Doğan Şahiner), İstanbul: Rota Yayınları

Fender, G. (1998) Öğrenmenin ABC’si, (Çev. Osman Akınhay), İstanbul: Sistem Yayınları

Göğüş, B. (1978) Orta Dereceli Okullarımızda Türkçe ve Yazın Eğitimi, Ankara: Gül Matbaası

Güneş, F. (1997) Okuma-Yazma Öğretimi ve Beyin Teknolojisi, Ankara: Ocak Yayınları

Richaude F.(1990) Çok Hızlı Okuma Teknikleri, (Çev: A. Sarp), Ankara: Nil Yayınları

Brooks, T. D. (1936) Okumanın Tatbik Edilmiş Psikolojisi, (Çev. Rahmi İ. Kolçak), İstanbul: Şirketi Mürettebiye Basımevi

----------------------------------------

*Yard.Doç.Dr. Cevdet YILMAZ'a Abstract'ın hazırlanışında gösterdiği ilgi ve yardımlarını için teşekkür ederim.

Yard.Doç.Dr. Mehmet KURUDAYIOĞLU
Onsekiz Mart Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Çanakkale / TÜRKİYE




Mehmet KURUDAYIOĞLU


sayfa:37

ARTOFİLO

İLETİŞİM İÇİN

 
_