Site içinde arama
_
-
Ana sayfa
Foto arşiv
Tüm Anafilya Dizini
 Yıl 2010
 Yıl 2009
 Yıl 2008
 Yıl 2007
 Yıl 2006
 Yıl 2005
 Yıl 2004
 Yıl 2003
 Yıl 2002
 Yıl 2001
 
4  190  2911453

 



©Copyright 2001-2014

 Yıl 2007 Ekim Dergisi - Sayı:76 sayfa:40    
 

ALEKSANDER RODÇENKO / SÜPREMATİZM (NESNESİZ DÜNYA)


Pınar ÜMMETOĞLU



I. SÜPREMATİZM

1915'te Petrograd'da (Rusya) \"Son Fütürist Resim Sergisi o,lo\" adı altında açılan bir resim sergisinin baş köşesine büyük bir resim asılmıştı: beyaz zemin üzerinde bir siyah kare. Sergiyi gezenlerde bu resmin uyandırdığı tepki, şaşkınlıktan çok öfke olmuştu. Sanatçı seyirciyle alay mı ediyordu? Bu resmin resim olup olmadığı bile tartışılıyordu. Bir şeyin değil, hiçbir şeyin resmiydi bu. Resmi yapan Kasimir Malevich yapıtına \"Sıfır-Biçim\" adını vermişti. Bu adlandırmayla Malevich, yeni sanatın geçmişle bütün ilişkilerini koparıp sıfırdan, hiçten başlaması gerektiğini söylemiş oluyordu. Bu anlayış bu yıllarda Endüstri çağı bilincinin en karakteristik yanı olarak sanatta da belirginleşiyor ve De Stijl (Oku: Dö steyl) olarak adlandırılıyor. Bu akımın bir sonucu olarak Malevich, nesneler dünyasının hiçlik içinde yok olması gerektiğine inanır. \"Sıfır-Biçim\" bu inancın bir sembolüydü. Bu yapıt herhangi bir nesneyi göstermiyordu, bir şeyi anlatmıyordu. Yalnız nesnelerden değil, onların uyandıracağı duygular, çağrışımlar ve her türlü \"ruhsal titreşim\"lerden arınmış olan biçimdi. Malevich'in sözüyle bu resim “Susan Hiçliğin Sembolü” idi. Nesneler dünyası, Malevich'e göre insan tasarısının bir ürünüdür. İnsanın kendi çıkarı için tasarlamış olduğu bir dünyadır, kendi deyimiyle \"yemlik\" olarak tasarlanan bir dünya

Yemlik olarak tasarlanan nesneler dünyasından kurtuluşun sembolünü Maleviç \"Sıfır-Biçim\" de görüyor. \"Sanatı nesneler dünyasının yükünden kurtarabilmenin çaresizliği içinde kare biçimine sığındım\" diyor. Fakat \"Sıfır-Biçim\" Malevich'e göre yalnız sanat için değil, insanlık için de kurtuluşun sembolüydü. \"Sıfır-Biçim\" insanlık tarihinde nesnelerin, mal ve mülk hırsının yok olacağı yeni bir çağın, her türlü çıkarın, bencilliğin ötesinde insanlara mutluluk getirecek olan bir çağın habercisiydi. Bu çağa Malevich \"Suprematizm - Nesnesiz Dünya\" çağı diyor. Suprematizm çağında insanlar, yaşam kavgası içinde boğuşmayacak, yüksek değerler gerçekleşecek, eşitlik, kardeşlik ve barış içinde mutluluğa kavuşacaklardı.

Suprematizm çağı yaratıcılık çağı olacaktı. Nesneler dünyasından sıyrılan insan, \"Hiçlik\" içine atılacak ve onun içinde eriyecekti. Fakat hiçlik içinde erime yok olma demek değildi. \"Hiçlik\" nesnelerin boyunduruğundan kurtulmaydı, özgürlüktü, evrene ve evrensel oluşuma açılma özgürlüğüydü. İrade ve isteklerin sustuğu. \"Hiçlik\" içinde insan, Malevich'e göre \"evrensel titreşimler\"in ürpertisiyle sarsılır, materyalizmin üstünde ve ötesinde yeni bir insanlık anlayışı içine girer.

Malevich şöyle ifade eder : “1913 yılında, sanatı nesnel dünyanın yükünden kurtarma yolunda göstermiş olduğum umutsuz çabada ‘kare’ biçimine sığındım” kare biçim dış dünyaya, nesneler dünyasına karşı insanın, sanat yaratmalarının, ‘yeni varlığı’ dayatabileceği bir temel olarak anlaşılır. Ama bir kare, şimdiye kadar alışılmış resim geleneğinin içinde hiçbir şey ifade etmeyecektir. Aslında bir karenin resim olup olmaması da tartışılabilir. Sanatçının kendi de böyle bir tartışmayı yaşar. “Suprematistik Kare’yi yarattığımda tepki çok büyük oldu. Beni resim alanının dışında olmakla suçladılar. Ama sorunun çekirdeği birinin her hangi bir şeyin içinde ya da dışında olup olmaması ya da bir şeyin neden meydana geldiği değildir önemli olan kanıttır.”

Bu kanıt suprematik (kusursuz) bir gerçekliğin var olduğu kanıtıdır. Bu gerçeklik ilk kez sanatçının karesinde “beyaz bir düzlem üzerindeki siyah kare”sinde bir kanıt elde eder.Bu resim geometrik soyut bir varlığı ifade eder. Bu soyut-somut varlık, doğaya karşı evrendeki dengeyi sağlayan bir mutlaktır. Bu aynı zamanda resim için bir sıfır noktasıdır.Ama bu nokta tümüyle yeni bir soyut resim anlayışını ortaya koyar. İfadeci ve tasvirci soyut eksperyonist etki kaybolur jonstruktivist olan egemenlik kazanır.

Düzlem üzerinde kare, ‘yalnız içeriksizliğin’ simgesi spontan simgesi değil, o aynı zamanda mutlak bir resminde ilk yapı taşı olarak kendini gösterir. Mutlak resim mutlak gerçekliğin resmidir.

İçeriksizlik öğretisi, ‘beyaz bir düzlem üzerinde siyah bir kare’ , ‘sıfır noktası’ bütün bunlar yeni sanatın dayandığı varlık temelleridir.Malevich, \"Sıfır-Biçim\" diye adlandırdığı beyaz üzerine siyah kareden söz ederken ona \"zamanımın çerçevelenmemiş çıplak ikonu\" der.

Sıfır biçim insanlık tarihinde nesnelerin, mal ve mülk hırsının yok olacağı yeni bir çağın,her türlü çıkarın bencilliğin ötesinde insanlara mutluluk getireceği bir çağın habercisiydi.1 Malevich bu çağa Süprematizm yani “ Nesnesiz Dünya”, çağı diye nitelendirmektedir. Bu çağda insanlar eşitlik, kardeşlik içinde yaşayacaklardır. Çağın sanatçılar üzerindeki etkisi etkisi ise nesnesiz tamamen özgür bir üretim meydana getirmektedir. Bu dönem eserlerine eğildiğimizde soyut eserlerin yanı sıra fotoğrafında sanat dünyasındaki yetkinliği dikkatimizi çekmektedir.

Süprematizmin Batı Avrupa sanatında önemli bir atılım olarak görülmesinin esas nedeni onun getirmiş olduğu estetik sistemler değil, bir kültür felsefesi olarak varlık kavrayışına kattığı boyutlardır.2 Dokunulabilir gerçekçilik dünyasının göreceli ve sürekli olmayan gerçekçilik, mutlak ve sürekli olan gerçekliğe yönelik bir varlık kavrayışıyla algılanmasını amaçlaması, süprematizmin “İnsanlık uğruna verdiği savaşın ne kadar yüce ve ahlaksal olduğunu ifade eder.”3


II. KONSTRÜKTİVİZM (İNŞAACILIK)

Konstrüktivizm 1914'te Rusya'da ortaya çıkmış bir sanat akımı. Resim, heykel ve mimari alanlarında egemen olmuş, sosyalist gerçekçilik resmi tutum olarak benim senince ortadan kalkmış, yandaşlarının bir bölümü batıya göçmüştür. Genelde çağdaş malzemeleri kullanan ve geometrik kompozisyon anlayışını benimseyen bir tutumdur. Ekim Devrimi’yle beliren Konstrüktvizm, geçmişle tüm bağlarını koparmış, endüstriyel malzeme ve teknikleri yücelten bir biçimlendirme çabası içinde olmuştur. Tatlin 'in önderliğinde ilk olarak mimarlıkta ortaya çıkmışsa da bu alanda tasarımdan öteye gidememiştir, hiçbir uygulanmış örneğe sahip olmamıştır. Fakat Pravda gazetesinin yönetim merkezi olarak tasarlanan yapı başta olmak üzere, çoğu konstrüktvist tasarımlar Modern Mimarlık'ın gelişiminde etki yapmışlardır. Resim ve heykel alanında konstrüktivizm çok daha verimlidir.

Akımı modernlik bağlamında değerlendirebilmek için, onu yüzyılın başındaki ortamdan soyutlamak gerekir. Avrupa’nın büyük başkentlerinde 19. yüzyılın sonundan başlayarak gerçekleşen yaratıcılık dönüşümü Rusya’da hayli yankı uyandırmıştır.

Konstrüktivizm akımı bütün temel kuramsal yapılanmasına eğitim kurumlarında ve sanatçı çevrelerinde yaygınlık kazanmasına karşın tama anlamıyla bir akım kimliğine bürünemedi; daha çok yeni ve kalıcı yöntemler getiren bir anlayış sayıldı.4 Bunun en belirgin nedeni ise mührünü vurduğu mimari ve edebi kulvarda apayrı sonuçlar ve yöntemler doğurdu. Bu akıma bağlı olan sanatçılar “süs’ü” elden geldikçe uzağa iterken son derece çarpıcı mobilyalar üretmişlerdir. Bu nedenle bu sanatçıların ellerinden çıkan üretimler daha çok teknik özellikler taşır. Konstrüktivizm’i toplumsal siyasal bakıştan uzak teknik soyutlamacı bir yaklaşım saymak bütünüyle yanlış olur. Akımın önde gelen temsilcileri arasında Malevich, Rodcenko ve El Lissitzky yer almaktadır.

Akım her ne kadar yenilikler ve farklı sonuçlar doğursa da fütürizm akımı gibi tarih olacaktır. 5


III. ALEKSANDER RODÇENKO - HAYATI VE SANATI

Rus ressam, ressamlığın yanı sıra heykeltıraş, endüstri tasarımcısı ve fotoğraf sanatçısı olarak da tanınmaktadır. Sanatçı 1891 yıllında St. Petersburg’da doğmuş 1956 yıllında Moskova’da vefat etmiştir. 1910 ve 1914 yılları arsında kazan sanat okulunda eğitim aldığı yıllarda izlenimci bir tutum sergilemiştir. Daha sonra Moskova Stroganov sanat okulunda eğitimine devam eden sanatçı bu yıllarda da kubik gelecekçiliğe ilgi duymuştur. Bu yıllar arsında üretmiş olduğu eserler Tatlin’in 1916 yıllında Moskova’da düzenlediği “dükkan” adlı sergide izleyiciye sunulmuştur. Yapıtların büyük bölümü sanatçının cetvel ve pergel kullanarak yaptığı kendine özgü soyut düzenlemelerdir. Geleçekçilik akımının izlerini taşır. Bu sergiden sonra sanatçının daha yalın bir üsluba büründüğünü görmekteyiz. 1919 yıllından sonra tek renkli süprematist eserler üretmiştir. Sanatçının “siyah üstüne siyah” adını verdiği tablo bu akımın etkisi ile ürettiği bir eseridir. Malevich ise bu esere “beyaz üstüne beyaz” adlı eseri ile karşılık verir. Bu dönemde sanatçını yapısalcı heykeller ürettiğini de bilmekteyiz. Sanatçı resmin ve heykelin yanı sıra iç dekorasyon işi ile de ilgilenmektedir. 1917 yıllında iç dekorasyonu yapmış olduğu Cafe Pittoresque an iyi örnekler arasındadır. Sanatçı bir çok okulda öğretmenlik yapmıştır. Bu okullar; Narkompros, proletarya kültür okulundur.

Sanatçı eğitmenliğin yanı sıra sanat çalışmalarını da devam etmiştir. Ressam Talin ile birlikte Obmokhu sanat grubunu oluşturmuştur. Sanat çalışmalarından sonra sanatçı kalemi ile de sanata katkıda bulunmuştur. Yazdığı makaleler geliştirmiş olduğu fotoğraf tekniği ile bir dönem sonra sanatçı ressam kimliğinin dışında fotoğraf tasarımcısı olarak tanınmıştır. Bunun en önemli göstergesi ise bir fotoğraf tekniğine adının verilmesidir. “Lef ve Noviy Lef” dergilerine deneysel fotoğrafları ile katkıda bulunmuştur. Vladamir Mayakovski için tiyatro sahne tasarımları yapmıştır. Bu değişik tekniklerin yanı sıra sanatçı 1935 yıllında resme geri dönüş yapmıştır. Bu yıllardan sonra sanatçının soyut dışavurumcu eserler ürettiğini bilmekteyiz.

Sanatçı kendi çağdaşları arasında yapımcı sanat teknisyeni ve profesyonel fotoğrafçı olarak tanınır. Bilimle genç yaşta ilgilenmeye başlayan sanatçı, sanata bilimsel ve akılsal bir açıdan yaklaşmış sanatın her türlü alanına ilgi duyarak sanatın alışagelmiş geleneksel tavırdan kopararak tamamen yaratıcı özgün nitelikli eserler üretmiştir.

Rus devriminde önemli isimler arasında olan rodçenko bir dönemde propoganda afişleri hazırlamıştır. Bunu yanı sıra belgesel dizileri de hazırlayan sanatçı Rus Sanatında önemli bir yer teşkiletmektedir.


IV. DEĞERLENDİRME

Sanatçı birçok dalda eser vermesiyle birlikte, bu eserleri bilimsel bir tavır ile üretmiştir. Ağırlıklı olarak soyut eserler üreten sanatçının renk dili ve çizgisi kuvvetlidir. Rus devriminde hazırlamış olduğu propoganda afişleri ise sanatçının dünya görüşünü simgelemektedir. Sol görüşe dayalı faşizme karşı yapılan bu üretimler döneminde büyük tepkiler toplasa da halka ulaştırılmak istenen mesaj yerini bulmuştur. Bu çalışmaların yanı sıra sanatında bilimsel niteliklere önem veren sanatçı gerek makaleleri gerekse fotoğraf alanındaki yeni teknikleri kullanımı ile sanat çevresi tarafından beğeni ile izlenmiştir. Sanat eğitimine de büyük katkıları olan Rodçenko Rusya’nın önemli sanat okullarında dersler vermiş ve Prof’lük unvanına layık görülmüştür. Bunun yanı sıra çağdaşları arasında olan Lissitzky ile resim sanatındaki tutumları benzemektedir. Bunun başlıca nedeni ise aynı yöntemi kullanmalıdır. Bir çok akım içerisinde (Süprematizm,Konstrüktivizm, soyut dışavurumculuk) yer alan sanatçı yapmış olduğu kendine özgü tasarımlar ile ayakta kalmayı becerebilen sanatçılar arasında yer almaktadır. Sanatın ölümsüz tavrı ile yaşayan isimler arasındadır. Bir çok dalda çalışması ise onun çalışkan kişiliğini bizlere anlatmaktadır.


V. KAYNAKÇA:

- Sezer, A., “Resim ve Heykelde anlatım biçimleri ve yakınlaşmalar”, T. C Anadolu Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi, T.C Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Ensititüsü Yay., Esk., 1997
- Ercan, M., “ Dada ve Günümüze Etkileri”, T. C Anadolu Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi, T.C Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Ensititüsü Yay., Esk., 1997
- İpşiroğlu ,N.-M., “ Sanatta Devrim”, Ada Yay., İst.,1979
- “ Çağdaş Düşünce ve Sanat”, Plastik Sanatlar Derneği Yay., İst., 1991
- Michael Eldred, Gerlinde Weber-Niesta, “Alexander Rodchenko” Galerie Gmurzynska, Hatje Cantz, 2002
- İsmail Tunalı,“Felsefenin Işığında Modern Resim” Remzi Kitabevi, İstanbul, 1983


Anafilya'nın Notu: Yazar Sanat tarihçidir.

Pınar ÜMMETOĞLU


sayfa:40

ARTOFİLO

İLETİŞİM İÇİN

 
_